GÜRLE ARICILIK

16 Aralık 2011 Cuma

ULUDAĞ ARICILIK DERGİSİ KASIM SAYISI

KONVANSİYONEL ARICILIKTA ORGANİK UYGULAMALAR
Mehmet GENÇÜNAL
http://mgencunal-mgencunal.blogspot.com/
Bursa İli Orhangazi ilçesinin Katırlı Dağı kuzey yamaçlarında bulunan, İznik gölü ve ovasına da bakan Gürle köyünde sabit arıcılık yapmaktayım.
Yörenin balözü kaynakları yoğunlukla kestane ve ıhlamur olmakla birlikte ilkbaharda açan polen ve balözü kaynağı otsu bitkiler oldukça fazladır.
Mevsimine göre bu kaynakların bal içersindeki oranı değişse de, hâkim olan tadı kestanedir.
İlk bal hasadının ardından yağış rejimine bağlı olarak arının günlük ihtiyacını karşılayacak hatta ikinci hasat yapılabilecek miktarda bal akımı olmaktadır.
ARICILIK
Her uğraş güzeldir fakat arıcılık farklı bir güzelliktir. Daha doğrusu tutkudur ve sevginizi katmazsanız asla yapamazsınız.
Arıcılığa ilk başlarken koloni sahibi olmak ve uygun bir yere koymak yeterli gibi görünüyor fakat içerisine girdikçe bunun yeterli olmadığını sadece arının topladığı balı paylaşmayı düşünmenin yanlış olduğunu anlıyorsunuz.
Arıcılığı doğru yapabilmek için iyi bir koloni yönetimi bilgisi ve uygulama becerisine sahip olmak gerekiyor.
Başlangıçta çalışmalarımıza arıcılık kurslarında aldığımız bilgiler ve çevremizdeki arıcılardan duyduğumuz geleneksel yöntemler yön veriyor.
Arıcı için teknik bilgiler önemli olduğu kadar geleneksel bilgilerde önemlidir. Bu yüzden usta-çırak ilişkisi ve ekip çalışması sürekli devam eder.
Arıcılıkta belli bir aşama kaydettikten sonra arıdan elde edilen ürünün sadece bal olmadığını polen, propolis ve arı sütünün de değerli olduğunu görerek bunları elde etmeyi ve değerlendirme yollarını da araştırıyorsunuz.
En önemlisi de, bu ürünleri elde ederken doğru metotları kullanmaya ve insan sağlığına zarar verecek yöntemlerden uzaklaşmaya başlıyorsunuz.
Sürekli araştırma yapmak ve çare üretmek zorundasınız. Eğer yaptığınız işi geliştirmiyorsanız başarılı olma şansını hiçbir zaman yakalayamazsınız.
Yıllarca arıcılığın en büyük tehditlerinden olan varroa ile mücadele ettiğimi zannederek değişik kimyasal ilaçları kullandım, fakat sadece kullanmışım.
Yeterli mücadele yaptım mı? Ne kadar başarılı oldum? Bunun kıstasları nedir? Bilmeden kendimi kandırmışım.
2008 yılında belki de birçok arıcının yaptığı gibi ilk defa denediğim bir ürüne ve üreticisinin söylediklerine güvenerek varroa mücadelesini sonlandırdım.
Kışa 60 koloni ile girip bahara 23 koloni ile çıkınca, deyim yerindeyse şok oldum.
Artık varroayı hafife almayıp daha ciddi mücadele yapacaktım.
Bu kararla 2009 yılından itibaren varroaya karşı kimyasal mücadele yöntemlerini bırakıp, organik asitlere yöneldim.
Öncelikle çalışacağım malzemelerin kimyasal özelliğini, etkileşim şekli ve ardından güvenlik tedbirleri uygulama yöntemlerini araştırdım.
Ulaştığım tüm kaynaklarda organik asitlerin tehlikeli ama varroanın direnç gösteremediği en etkili mücadele yöntemlerinden birisi olduğu konusunda birleşiyordu.
Formik asit uygulamasında, günlük buharlaşmanın 8-12 ml. ve dış ortam sıcaklığının maksimum 30 °C civarında olması öneriliyordu.
Bu değerlere göre basit buharlaştırıcılar yaparak günlük doz ortalamasını yaklaşık olarak yakaladım.
Aldığım eğitimin ve araştırmacı kişiliğimin de etkisiyle pratik uygulama metotları geliştirmeye çabaladım.
Formik asit uygulamak için kullandığım aparatlar
Aparatların tek eksiği birden fazla uygulama yapmak gerektiğinde, her uygulama için tekrar asit doldurma zorunluluğuydu.
2009 ve 2010 yılında %85’lik formik asitle birer uygulama yaparak ilk varroa mücadelesinde bana göre oldukça yüksek oranda başarı elde ettim.
Uygulama sonuçlarını çekmeceye düşen ölü varroa miktarına göre gözlem ve gerektiğinde sayım yaparak değerlendiriyordum.
Bunun ardından kış mücadelesi için araştırmalarımı sürdürüp; oksalik asidin uygulama metotlarını araştırdım.
Ulaşabildiğim kaynaklarda genellikle oksalik asidi şekerli su ile karışım hazırlayıp yeterli ortam ısısında salkımdaki arıların üzerine belirli ölçekte sıvı damlatma şeklinde anlatıyordu.
Oksalik asidin başka bir uygulama şekli de ısıtarak buharlaştırma metoduydu.
Gördüğüm örnekler elektrikle çalıştığı gibi her türlü kovanda uygulanacak pratiklikte değildi. Bunun daha farklı basit yöntemleri olmalıydı.
Oksalik asidi dışarıda buharlaştırarak bir boru vasıtasıyla kovana yönlendirecek şekilde basit bir aparat hazırlayıp ilk uygulamamı bununla yaptım.
Sonuç benim açımdan mükemmeldi ve çok kolay olmuştu. Kovan kapağını açmadan uçuş deliğinden bir dakikanın altında bir sürede 2 gr. oksalik asidi buharlaştırarak işlemi tamamlamıştım.
Aparatı kullandıkça uygulama esnasında karşılaştığım aksaklık oluşturan yönlerini gidererek, daha fazla sayıda kolonide kesintisiz çalışabilecek bir model geliştirdim.
Geliştirdiğimiz 6 koloniye seri biçimde oksalik buharlaştırabilecek modelimizin çalışmalarında son aşamaya gelmiş bulunuyoruz.
Çeşitli arılıklarda ve kurumlarda denemeleri yapılan modeli çok yakında arıcılarımızın hizmetine de sunacağız.
Benim için varroa mücadelesindeki başarı ölçüsü koloni kışlatma oranının yüksekliğiyle eşdeğerdi.
Çevremde çok sayıda koloni kayıpları yaşanırken, sabit arıcılık yapmamın da kattığı olumlu etki ile iki yıl hiç kayıpsız ve varroa ile sadece iki kez mücadele ederek güçlü ve çabuk gelişen kolonilerle bahara çıkıyordum. Bundan güzel bir şey olabilir miydi?
Arıcı için her yıl birbirinin aynı olmadan gün geçtikçe her konuda başarılı çalışmalar yapmak ve bu çalışmaları çeşitlendirmek gerekliydi.
Bahara güçlü bir şekilde çıkan kolonilerde doğal ana kayıpları yaşamaya başlayınca, artık genç ve verimli ana arılarla çalışma zamanının geldiğine kanaat getirdim.
Uludağ Arıcılık Derneği Toplantılarında bilgi paylaşımı yaptığımız değerli AGAM yöneticileri ve Aricilik.Gen.Tr  (Teknik Arıcılık Bilgi Paylaşım Forumu’ndan ) Halil Bilen’ in teşvikiyle ve yine forumdan tanıdığım Kenan Gişan ile birlikte arılığımdaki nitelikleri yüksek anaç kolonilerden amatörce ana arı üretme çalışmalarına başladım.
Şu anda 30 civarı çiftleştirme kutusunda faaliyetini sürdüren ana arıları bu kutularda kışlatarak, ilkbaharda kullanmak düşüncesindeyim.
2011 YILI BAL HASADI VE VARROA MÜCADELESİ
Bu yıl üst üste iki hasat yaparak bala çalışan kolonilerimde iyi bir verim oranı yakaladım.
Önceki yıllarda hasat yaptıktan sonra formik asitle varroa mücadelesine başlıyordum.
Değişen mevsim şartlarına bağlı olarak bu yıl bulunduğum bölgede bal akımı devam etti ve bu yüzden ikinci hasadı beklemek zorunda kaldım ve formik asit uygulamasına biraz geç başladım.
Bu yıl ilk defa birinci uygulamadan sonra bazı kolonilerde varroa sayımı yaparak, ardından ikinci uygulamayı yaptım.
Çıkan sonuçlara göre, üçüncü uygulamaya gerek duymadım.
Kolonilerde kalan varroa miktarının mücadele yapacağım kış dönemine kadar vereceği zarar kolonilerim için risk oluşturacak düzeyde olmadığını gözlemledim.
Mevsim sıcaklığı ve arılardaki kuluçka düzeyi uygun şartlara geldiğinde oksalik asit buharıyla yapacağım mücadeleyle kalan varroaya son darbeyi vuruyor ve yıl boyunca başka bir mücadele gereği duymuyorum.
Arıcılık serüvenimde ilk temel bilgilerimi aldığım arkadaşım ve arıcılık ustam Alaattin Arabacı’ya, bilimsel düzeyde desteklerini gördüğüm değerli AGAM yöneticileri Prof. Dr. Levent Aydın, Doç. Dr. İbrahim Çakmak ve eşi Selvinar Seven Çakmak hanımefendiye, arıcılıkta arıcının olmazsa olmazlarından amatörce ana arı yetiştiriciliğine yönlendiren Halil Bilen’e ve ekipman hazırlığında yardımcı olan Kenan Gişan’a teşekkür ederim.
Arıcılıkta hep birlikte daha iyiye ve daha ileriye ulaşmak dileğiyle.

1 yorum: